
Theo Vincent'ın yaşamındaki tek değişmeyendi. Vincent ve kardeşi tüm yaşamları boyunca çok yakın oldular ve eğer Theo'nun bitmek bilmeyen moral ve finansal desteği olmasaydı Vİncent muhtemelen büyük yeteneğini keşfedemeyecekti.
İlişkileri her zaman mükemmle değildi elbette, özellikle Vincent'ın Theo ile birlikte Paris'te yaşadığı 1886-1888 arasında sürtüşmeler ve fikir ayrılıkları yaşadılar. Fakat yine de Theo'nun ağabeyine olan bitmek bilmeyen inancı ve olağanüstü desteği göz ardı edilemez. Theo olmasaydı dünya bugün Vincent van Gogh'tan haberdar olamazdı.
Vincent'ın 1890'daki ölümünden sonra, Theo ağır bir böbrek hastalığıyla boğuştu. Yeni bilgiler Theo'nun da Vincent gibi frengi hastası olduğunu göstermektedir. Kısa süre sonra Theo bir sanatoryuma yattı. Camille Pissarro oğlu Lucien'a şöyle yazmıştı: "Görünen o ki Theo van Gogh çok hasta; üremisi var. Bir haftadır idrar yapamamış . . . .".
1891 başlarında Theo fiziksel olarak çok kötüleşti. Kalbi her zaman zayıftı, ve o sıralarda kendisini paralize eden bir kalp krizi geçirdi. Komaya girmesinin ardından birkaç gün sonra hayatını kaybetti.
Theo'nun kardeşine bitmek bilmeyen desteği bir anlamda Vincent'ın eserlerinin sonsuza kadar yaşamasını sağladı. Buna ek olarak, iki kardeşin kendi aralarındaki yazışmaları Vincent'ın sanatı ve kendisi hakkında paha biçilmez bilgileri öğrenmemize olanak sağladı.